20.5.11

Niyazi Erdoğan on Chase The Glaze

1978 yılında Tarsus’ta doğan ama oralara sığmayıp,adını tüm ülkeye hatta dünyaya duyuran tasarımcı Niyazi Erdoğan;aslen İTÜ Mimarlık mezunu..ama o, Mimarlık Tarihi üzerine bir de master yapacak kadar bu mesleğe gönül vermişken ani bir kararla Parsons School Of Design’da bir yaz kursuna katılıyor ve bu sayede kendisi için ‘Moda Tasarım serüveni’ni başlatıyor.
Akabinde 2003 yılında İTKİB’in düzenlediği bir yarışmada ‘Oyun’ temasıyla finalistler arasına giriyor.Hiiiiç hız kesmeden birçok markayla çalışıp bir noktadan sonra kendi tasarım ofisi NESIGN’ı kuruyor.Böylelikle Niyazi Erdoğan ismi koskoca bir marka haline geliyor.
Son olarak Eurovision temsilcilerimizin kostümlerini tasarlayan Niyazi Erdoğan'a özellikle bu konuda soru sormadım.Fazla kurcalanmaması gerektiğini düşünmekteyim çünkü..Lafı daha fazla uzatmadan benim sorularıma,Niyazi Erdoğan'ın cevaplarına geçelim..
-Birçoklarının uzaktan imrenerek baktığı İTÜ Mimarlık’tan mezunsunuz.yine Mimarlık üzerine bir master’ınız ve mezun olur olmaz edindiğiniz iş deneyimleriniz varken  sizi ‘Moda Tasarımcısı’ olmaya iten neydi?
Niyazi Erdoğan:Aslında şimdilerde daha iyi anlıyorum,mimarlık eğitimi geçirdiğim bir süreçmiş.Asıl gönlümde yatan aslan her zaman moda tasarımı idi.Çok şanslıyım ki lisede öğretmenlerim beni çok iyi yönlendirmişler ve mimarlık okumuşum.Bu gün edindiğim iş disiplini ve olaylara bakış açısı hep bu eğitimin sonucunda edindiğim yetiler.Beni moda tasarımı yapmaya iten güç,aslında hep bu işi yapmak istiyor olmam.
-Çocuklara küçüklükten itibaren sorarlar;’İleride ne olacaksın?’ diye..Ve bu sorunun cevabı son ana kadar netleşmediği gibi,her defasında da bir öncekinden çok farklıdır.Mimarlık ile Tasarımcılık birbirine paralel meslekler diyebiliriz.Siz mesleğinizi seçerken aklınızda tasarımdan uzak bir meslek var mıydı?
Niyazi Erdoğan:Küçük yaşlardan beri her zaman sanatla ve zanaatla ilişkim oldu.Resim yapmayı çok severdim ve el sanatlarında becerikliydim.Lise döneminde ailem hep doktor olmamı istedi ama şansıma ÖYS’den sonra tamamen bana uygun bir bölüme yerleştirildim.Tercihlerim arasında endüstriyel tasarım da vardı.Öyle ya da böyle tasarım hayatımın bir parçası olacaktı mutlaka.
-Şubat ayında düzenlenen Istanbul Fashion Week’te ‘Dolmuş’ isimli koleksiyonunuzu sundunuz.Bu koleksiyon hiç beklenmedik bir tema üzerine kuruluydu..’Dolmuş’u hazırlarken nelerden ilham aldınız?
Niyazi Erdoğan:Dolmuş tamamen bizim zekamızla ortaya çıkan bir taşıma kültürü. Benim bu koleksiyonda çalışmak istediğim 1970’ler ve o dönemin erkekler idi.Hayata karşı inanılmaz bir duruşları var çünkü.Sosyal ve siyasi anlamda bir çok kırılmanın yaşadığı bir dönem.Boğaz köprüsünün yapılması,bununla birlikte değişen ulaşım sistemi,köyden kente göçün sonucunda oluşan arabesk kültürü bu dönemin başlıca olaylarını tek bir potada eritebileceğim bir konsept olmalıydı.Tıpkı dolmuş gibi,insanları bir araya getiren,bir yere ulaştıran bir koleksiyon.İsim de tamamen buradan çıktı.Ayrıca bu defile için farklı alanlardan profesyonellerle birlikte çalıştım.Müzikleri Dj Tutan özel olarak miksledi.Aksesuarları tasarımcı arkadaşım Bihter Aida Pekin tasarladı.Tıpkı dolmuşta yolculuk eden yolcular gidi bir arada yolculuk yaptık bu defile sırasında.
-Ülkemizde erkekler,birkaç yıl öncesine kadar modanın sadece kadınlara ait bir kavram olduğunu düşünmekteydi.Bu önyargı yavaş yavaş kırıldı.Sizce bunun sebebi nedir?
Niyazi Erdoğan:Bir çok açıdan bilgiye ulaşmak çok kolay artık.Sosyal paylaşım ağları ile birlikte ortaya çıkan erkek bloggerlar bu konuda dikkatleri üzerlerine çektiler.Aynı zamanda stilleri ile de takip edilen insanlar haline geldiler.TV dizileri de çok önemli bu konuda.Erkekler okudukça,izledikçe ve paylaştıkça modanın sadece kadınlar için var olmadığını fark etmeye başladılar.
-NESIGN’da tasarımın yanında Moda Danışmanlığı üzerine de çalışıyorsunuz.Ben de erkek takipçilerim adına size danışayım o hâlde..Bu yaz erkekler neler giymeli,nelerden uzak durmalı? Hangi renkleri tercih etmeli?
Niyazi Erdoğan:Bu yaz erkekler için inanılmaz farklı alternatifler sunuyor aslında.Çok renkli bir sezon bizi bekliyor.Şu anda renk blokları en revaçta olan giyim tarzı.Parlak ve farklı renkleri, daha basit formlarla birleştiren bir stil.Bunun haricinde 50’lerden esinlenmiş  daha terzi işi gibi görünen giysiler de önemli.Pilili pantolonlar, şortlar, kısa kollu gömlekler.Bu stilde renkler daha soluk.Uzak durmaları gerekenler ise kargo kapri ya da şortla birlikte, flip flop-terlik kombini..
-Her sezon değişen trendler bir yana..Hiçbir zaman kullanmaktan vazgeçemem dediğiniz kıyafet’-ler)iniz ne(-ler)dir?
Niyazi Erdoğan:Trendler geçicidir,stil baki kalır.Beyaz gömlek, çok güzel kesimli bir siyah ceket, yıkanmamış bir kot pantolon ve siyah rugan makosenler..
-Kadınlara hep sorarlar;’Aniden bir davete katılmanız gerekse ne giyersiniz?’ diye,cevap da genelde ‘Little Black Dress’ dediğimiz siyah elbiseler olur.Erkeklerin böyle kurtarıcı bir parçası var mı? Böyle durumlarda siz ne giyersiniz?
Niyazi Erdoğan:Bu gibi durumlarda renk en büyük kurtarıcıdır.Ne olursa olsun mono renk giyinmeyi tercih ederim böyle zamanlarda.Benim için her zaman geçerli olan formül,yukarıda saydığım favori parçalardan oluşan bir kombini uygulamaktır.
kendisine muazzam ilgisi ve bu güzel cevapları için çok çok teşekkür ediyorum.sevgiler.

2 yorum:

james mayer dedi ki...

çok iyi olmuş. ayrıca çok da kıskandım bu röportajı yaptığın için.

geçtiğimiz iki ifw'ye de katılmadım, ama bana ''davetiye veriyoruz hangi defileleri görmek istersin'' diye sorsalar, sayacağım 3isimden biri kesinlikle Niyazi Erdoğan olur. (ps. diğer iki isim ise Simay Bülbül ve Zeynep Tosun).

yaz sezonu için hazırladığı pixel kolleksiyonunu o kadar beğenmiştim ki, hele o kravat ! Gelecek kış için hazırlamış olduğu renkler ve tema ise yine ayrı bi' yaratıcılık abidesi.

özgün isimler / işler görmeye bayılıyorum ve kendisi bunu yaptığı için de çok mutluyum ve tebrik etmek isterim.

çünkü elimizde kullanabileceğimiz onca materyal varken, yani ilham alınabilecek şeyler varken, dışarıdan kopya yapıldığında üzülüyorum ve sinirleniyorum. hem bizden bi kültür hem de onu değiştirip modernleştirmek. Erdoğan'ın yaptıklarında var bunlar.

neyse, kısacası. we love niyazi erdoğan !

newyorkglazer dedi ki...

o zaman pek şanslıymışım ki katıldığım ilk ifw'de o isimlerin tümünün şovlarını izleyebildim :)

kendisinin 'Dolmuş' için yaptığı açıklama bile ne kadar özgün bi tasarımcı olduğunu kanıtlar nitelikte zaten..insan olarak da epey tatlıymış,bunu görmüş oldum.ne diyim,keşke herkes onun gibi olsa :)